Daha iyi bir deneyim için lütfen tarayıcınızı CHROME, FIREFOX, OPERA veya Internet Explorer'a değiştirin.
Eğitimcilerden ’Türkçe eğitimi için ayrı bir fakülte kurulsun’ önerisi

Eğitimcilerden ’Türkçe eğitimi için ayrı bir fakülte kurulsun’ önerisi

Avrasya Yükseköğretim Zirvesi bünyesinde İstanbul Aydın Üniversitesi Türkçe Eğitimi Uygulama ve Araştırma Merkezi (Aydın TÖMER) tarafından gerçekleştirilen iki ayrı panelde, Türkçenin bir yabancı dil olarak öğretimi ve gelecekte yapılması gerekenler ele alındı. Panellerde “Türkçe öğretimi için ayrı bir fakülte kurulması” görüşü öne çıktı.

Avrasya Yükseköğretimi Zirvesi (EURIE 2021) bu yıl 6’ncı kez düzenlendi. Zirve kapsamında İstanbul Aydın Üniversitesi Türkçe Eğitimi Uygulama ve Araştırma Merkezi (Aydın TÖMER) tarafından “Türkçe Öğretiminin Geleceği” ve “Yabancı Dil Olarak Türkçe Öğretimi” konularında iki ayrı panel düzenlendi. Koronavirüs pandemisi sebebiyle dijital ortamda düzenlenen alanında duayen düzeyinde isimlerin katıldığı panellerde Türkçe öğretimi, Türkçe öğretiminde yapılması gerekenler, yabancı ülke vatandaşlarına bir yabancı dil olarak Türkçenin nasıl öğretilmesi gibi konular ele alındı. Panellerde, Türkçe öğretimi için ayrı bir fakültenin kurulması gerektiği görüşü öne çıktı.

2021 “DÜNYA DİLİ TÜRKÇE” YILI

Türkçe Öğretiminin Geleceği panelinin moderatörlüğünü üstlenen Adıyaman Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ahmet Akkaya, Aydın TÖMER’in böyle bir etkinliği düzenlemesinin 2021’in “Dünya Dili Türkçe” yılı olarak ilan edilmesi dolayısıyla çok önemli olduğunun altını çizdi. Başkent Üniversitesi Öğretim Üyesi, Türkçe öğretimi lisans programlarının kurucusu Prof. Dr. Abdurrahman Güzel ise, Türkçe Eğitimi Fakültesi açılmasının, buna bağlı olarak Temel Türkçe Öğretimi, Türkçe Öğretmenliği, İki Dillilere Türkçe, Yabancı Dil Olarak Türkçe ve Türk Dili ve Edebiyatı Öğretmenliği bölümlerinin münferit olarak değil bir enstitü olarak yeni bir teşkilatlanmaya sahip olması gerektiğini kaydetti.

“LİSANS PROGRAMI YENİDEN ELE ALINMALI”

Kırıkkale Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mustafa Özbay ise Türkçe öğretecek öğretmen adaylarının eğitimi ve lisans ders içeriklerinin planlanması konusunda yaptığı konuşmasında, geçmiş Türkçe Eğitimi Lisans Programları ile günümüz Türkçe Eğitimi Lisans Programlarının karşılaştırmasını yaptı. Osmanlı Türkçesi derslerinin lisans eğitimi düzeyinde ikişer saatlik dersler eşliğinde verilmesinin yeterli olmadığını, programdaki ders sayısının fazla olması saatlerin az olması nedeni ile öğretimin tam anlamıyla sağlanamadığını, 4 temel dil becerisi olan okuma, yazma, konuşma ve dinlemenin 4 saat iken yeni programda ise 3 saate düşürülmesi ve uygulamanın kaldırılmasının yanlış olduğunu belirtti.

TÜRKÇE MESELESİ İÇİN DÖRT ANA BAŞLIK

Daha sonra söz alan Yıldız Teknik Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ali Fuat Arıcı, Türkçenin geleceği ile ilgili meselenin Türkçenin anadili olarak öğretimi, Türkçenin yabancılara öğretimi, Türkçenin yurt dışındaki Türklere öğretimi ve Türkçenin güç birliği olmak üzere dört ana başlıkta incelenmesi gerektiğini ifade etti. İlk panelin son konuşmacısı olan Hatay Mustafa Kemal Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Bilginer Onan ise Türkçe öğretmenlerine yönelik yöntemlerden bahsetti.

“STRATEJİ BELGESİ GEREKLİ”

EURIE 2021 kapsamında Türkçe eğitimiyle ilgili düzenlenen ikinci panel ise, yine dijital ortamda ve “Yabancı Dil Olarak Türkçe Öğretimi” başlığıyla yapıldı. Panel, Aydın TÖMER Müdürü Dr. Emrah Boylu moderatörlüğünde gerçekleştirildi. Konuşmasında 2021’in “Dünya Dili Türkçe” yılı olarak ilan edilmesi nedeni ile kendilerine hem bireysel hem de kurumsal olarak çok fazla iş düştüğünün altını çizen Dr. Boylu, Türkçenin yabancı dil olarak öğretiminde politika, program, yöntem ve öğretimde bir standarttın yakalanması en acil ihtiyaç duyulan konular olması sebebi ile bu panelde bu hususlara odaklanılacağını vurguladı.

“ARTIK ‘TEKNOPEDAGOJİ’ DE LAZIM”

Türkçenin büyüme gücünün Türkçe öğreticilerine bağlı olduğunu dile getiren ve bu alandaki çalışmaların ortak akılla yönetilmesi gerektiğinin altını çizen Gazi TÖMER Müdürü Prof. Dr. Nezir Temur, bunun ancak iyi hazırlanmış bir strateji belgesiyle mümkün olabileceğini söyledi. Öğretmenlerin alan bilgisi, pedagojik muhakeme bilgisine ek olarak bugün “teknopedagoji” bilgisinin de artık hiç olmadığı kadar zorunlu olduğunu dile getiren Hacettepe Üniversitesi Türkiyat Araştırmaları Enstitüsü’nden Prof. Dr. Mustafa Durmuş ise, ilgili alanda çalışan öğretmenlerin hem bu sistem içerinde kalabilmeleri hem de değişen ihtiyaç ve gelişmelere ayak uydurabilecek şekilde yabancı dil öğretimi yapabilmeleri için dijital öğrenme ve teknoloji destekli eğitim becerilerinin artırılmasını söyledi.

“NASIL VE NE KADAR TÜRKÇE ÖĞRETECEĞİZ?”

Gaziantep Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Kadir Kaan Büyükikiz, Türkçenin yabancı dil olarak öğretiminde farklı kültürlerden gelen farklı amaçla Türkçe öğrenmek isteyen kitlelere “Nasıl ve ne kadar Türkçe öğreteceğiz?” sorusuna cevap ve çözümler aramamız gerektiğini somut örneklerde vurgularken, İstanbul Üniversitesi Türkiyat Araştırmaları Enstitüsü’nden Doç. Dr. Mehmet Yalçın Yılmaz ise Türkçenin yabancı dil olarak öğretimi konusunda yol kat ettiğimizi ve geliştiğimizi dile getirdi. Daha iyi bir noktaya gelmek için geniş bir açı sunan Doç. Dr. Yılmaz, bu alanda yetişen öğretim elemanlarının ve öğretim teknolojileriyle Türkçe öğretiminin önemine dikkat çekti. Doç. Dr. Yılmaz ayrıca, bundan 5-10 yıl önce üniversite yönetimlerine Türkçe öğretim merkezlerinin önemini anlatmakta güçlük geçerken bugün hem YÖK’ün uluslararası öğrenciye çok önem vermesi hem de ilgili merkezlerin yaptıkları faaliyetler nedeni ile daha üniversiteler içerisinde daha görünür hale gelindiğine vurgu yaptı.

“AKADEMİK DONANIM ŞART”

Son olarak söz alan Gazi Üniversitesi Öğretim Üyesi Dr. Erol Barın ise akademik alanda Türkçe öğretenlerin donanımı ve yeterlilikleri için tezli yüksek lisans programlarının tercih edilmesinde fayda olduğunu ifade etti. Bu alandaki çalışmaların ve kurumların bilimsel açıdan akademik bakış açısıyla ele alınması gerektiğini söyleyen ve alandaki kitap ve materyal eksikliğine dikkat çeken Barın, akademik yayınların çoğalması ve desteklenmesi konuları üzerinde durdu.

Kaynak: Demirören Haber Ajansı

yorumunuzu bırakın

Üst Mobilde Kullan
Mobilde Kullan