Daha iyi bir deneyim için lütfen tarayıcınızı CHROME, FIREFOX, OPERA veya Internet Explorer'a değiştirin.

Blog Ayrıntıları

TBMM Genel Kurulu

TBMM Genel Kurulu

TBMM Genel Kurulunda CHP, HDP ve İYİ Parti’nin gündeme ilişkin grup önerileri, kabul edilmedi.

Genel Kurulda ilk olarak İYİ Parti’nin, “kayıp, kaçak elektrik kullanımına” ilişkin araştırma önergesinin bugün görüşülmesi önerisi ele alındı.

İYİ Parti Denizli Milletvekili Yasin Öztürk, tüketimde kuralın, alınan ürün veya hizmet neyse onun bedelini ödemek olduğunu dile getirerek, “Siz marketten bir ürün alırken size kasadaki diğer müşterinin aldığı ürünün parasını ödetebilirler mi ya da mağazada bir ürünü çalan bir kişinin çaldığı ürünün bedelini sizden tahsil edebilirler mi veya size yansıtabilirler mi? Mümkün değil ama konu elektrik hizmeti alma bedeli ise bu mümkün, çünkü AK Parti başarısız bir özelleştirme sonucu bunu mümkün kıldı.” dedi.

TEDAŞ’ın parça parça özelleştirilmesi sonucu dağıtım şirketleri “zarar ediyoruz” diye dayatınca iktidarın, tercihini vatandaştan yana değil dağıtım şirketlerinden yana kullandığını ifade eden Öztürk, “TEDAŞ özelleştirilirken hedef, kayıp kaçak oranlarının azaltılması, tüketicinin korunmasıydı. ‘Elektrik faturasında daha az para ödeyeceksiniz’ denilerek özelleştirmeye kılıf bulundu ama faturalara ‘indirim’ değil ‘bindirim’ geldi.” diye konuştu.

AK Parti İstanbul Milletvekili Nevzat Şatıroğlu ise elektrikte teknik ve teknik olmayan kayıp oranlarının özellikle dağıtım özelleştirmelerinin tamamlandığı 2013 yılından bugüne kadar ciddi oranda azaldığını belirterek, Dicle Elektrik Dağıtım Bölgesi’nde 2013 yılında yüzde 76 olan kayıp kaçak oranının 2019 yılında yüzde 51’e, Van Gölü Elektrik Dağıtım Bölgesi’nde 2013 yılında yüzde 64 olan kayıp kaçak oranının 2019’da yüzde 47’ye, Aras Dağıtım Bölgesi’nde 2013 yılında yüzde 38 olan kayıp kaçak oranının 2019 itibarıyla yüzde 21’lere düşürüldüğünü kaydetti. Şatıroğlu, “Türkiye ortalamasına baktığımızda ise 2013 yılında tüm dağıtım özelleştirmeleri tamamlandığı tarihte yüzde 16 olan Türkiye ortalaması, 2019 itibarıyla yüzde 11’lere düşürülmüş, ciddi bir başarı sağlanmıştır.” dedi.

Görüşmelerin ardından yapılan oylamada İYİ Parti’nin önerisi kabul edilmedi.

Daha sonra HDP’nin “Kobani olaylarına ilişkin yargı süreçlerinin araştırılmasına” yönelik araştırma önergesinin bugün görüşülmesi önerisine geçildi.

HDP Batman Milletvekili Mehmet Ruştu Tiryaki, Kobani olayları sırasında çok sayıda yurttaşın yaşamını yitirdiğini, çok sayıda yurttaşın yaralandığını, linç olaylarının gerçekleştirildiğini, kamu malının zarar gördüğünü belirterek, “İşte biz bu olayların siyaset malzemesi yapılmaması için bir Meclis araştırması açılmasını istiyoruz. Gerçekten bu olayların aydınlatılmasını istiyorsanız, buyurun destek verin. Birlikte mağdurları, mağdurların yakınlarını, o dönem görev yapan kamu görevlilerini dinleyelim, her türlü bilgi ve belgeyi varsa görüntülerini de inceleyerek bir rapor hazırlayıp kamuoyunu aydınlatalım.” dedi.

Tiryaki’nin “Hani kardeştik, hani etle tırnak gibiydik, hani biz ne kadar Kürt’sek siz de o kadar Türk’tünüz. Kardeşlikten anladığınız bu mudur? İnsanları katledenleri değil ‘bunun hesabı sorulsun’ diyenleri soruşturuyorsunuz.” demesi üzerine söz alan MHP Grup Başkanvekili Muhammed Levent Bülbül, “HDP’li hatip, konuşmasının sonunda ‘Kürtler ne kadar Kürt’se biz de o kadar Kürt’üz, Türkler ne kadar Türk’se Kürtler de o kadar Türk’tür.’ diye Sayın Başbuğ’umuzun, rahmetli, cennetmekan Alparslan Türkeş Beyefendi’nin sözünü hatırlatarak buna inanmadığını ve bu noktada bunun tersine birtakım eylemler ve işlemler içerisinde olunduğunu ifade etmiştir. MHP’nin lideri, kurucusunun ifade etmiş olduğu sözden, MHP gönülden, bilerek ve isteyerek bu yolda devam etmektedir.” değerlendirmesinde bulundu.

Türkiye Cumhuriyet Devleti’nde sistematik Kürt düşmanlığı, Kürt karşıtlığı etnik bir ayrıştırma ve ayrışma duygusunun, tarihin hiçbir döneminde olmadığını vurgulayan Bülbül, Türkiye’nin her tarafından birtakım keyfi uygulamalar, hukuka aykırı fiillerin tarihin her döneminde olduğunu, bunları “sadece bir etnik gruba, mezhebe karşı devletin bilerek ve isteyerek sistematik bir şekilde yapmış olduğu eylemler” olarak tarif etmenin meseleyi çarpıtmak, büyük ve sinsice bir oyun olduğunu söyledi.

“Kobani eylemlerinin ne olduğunu bütün Türk milleti bilmektedir”

Bülbül, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Bu oyuna Türkiye’nin gelmemesi gerekiyor, fakat HDP’nin ısrarla bu meseleyi Kürtlük-Türklük temelinde değerlendirip Türkiye’de bir kardeş kavgasını körükleyecek faaliyetler içerisinde olduğunu, biz buradan büyük bir ibretle takip ediyoruz. Bunlar bizim adımıza şaşırtıcı faaliyetler değil. Çünkü biz HDP’nin siyasetini ve siyasetinin hangi noktalardan temellendirildiğini çok iyi biliyoruz. Burada, biz samimiyetle Türk’ü, Kürt’ü ayırmadığımızı hayatımızla da, siyasetimizle de her türlü alanda bunu ispat edebilecek durumdayız.”

Türk milletinin içerisinde en ufak bir etnik ayrımcılık duygusunun söz konusu olamayacağını ifade eden Bülbül, “Bu, devletimize de sirayet etmiş bir şey değildir, şu anda da Türkiye’de yapılan şey budur. Kobani eylemlerinin ne olduğunu bütün Türk milleti bilmektedir, siz burada istediğiniz kadar anlatmaya çalışın. Mesajlar da bellidir, olaylar da bellidir, nerelerden talimat alındığı da bellidir. Bu noktada tereddüt bulunmayan meselelerle ilgili olarak kendinizi meşru gösterecek, kurtaracak bazı ifadelerle, burada milletin gözünü karartmaya çalışmayın, bunu asla ve asla kabul etmiyoruz.” diye konuştu.

HDP Grup Başkanvekili Hakkı Saruhan Oluç ise Türkiye’de bir kardeş kavgası olmasın, böyle bir ortam yaratılmasın diye, en fazla mücadele eden ve uğraşan partilerin başında HDP’nin geldiğini savundu.

AK Parti Afyonkarahisar Milletvekili İbrahim Yurdunuseven, Kobani olaylarının, yakın tarihe kara bir leke olarak geçen 15 Temmuz darbe girişimine giden yolda kilometre taşlarından biri olduğunun tartışmasız olduğunu belirterek, “15 Temmuz 2016’ya kadar ülkemizde yaşanan olayları hatırlayacak olursak, oluşturulmak istenen kaos ortamının hangi amaca yönelik olduğunu da anlamış oluruz.” dedi.

Terör örgütü PKK ile KCK’nın elebaşları ve üyeleri ile HDP MYK üyelerinin, sosyal medya üzerinden toplumu ajite edecek şekilde insanları sokaklara eylem yapmaya çağırdığını ve bir tweet ile “süresiz direniş çağrısı” yaptığını dile getiren Yurdunuseven, bunun sonucunda 35 il, 96 ilçe ve 115 yerleşim yerinde barikatlar kurulup yolların kesildiğini, kamu binaları, araçlar ve iş yerlerine zararlar verildiğini, sivil insanlara saldırıldığını, 197 okul binasının yakıldığını, 269 kamu binasının tahrip edildiğini, 1731 ev ve iş yerinin yağmalandığını, 1230 aracın hasar gördüğünü, masumane bir şekilde kurban eti dağıtan Yasin Börü ve arkadaşlarıyla birlikte 40’tan fazla vatandaşın hayatını kaybettiğini, güvenlik güçlerinin şehit olduğunu anımsattı.

Bağımsız Türk yargısının olaya el koyduğunu ve soruşturmaların açıldığını belirten Yurdunuseven, “6-8 Ekim olayları, ülkemizin varlığı, bağımsızlığı, bütünlüğü ve toplumsal barışını ve kardeşlik hukukunu ciddi anlamda tehdit eden bir ihanet girişiminin adıdır. Bu ülkede birlikte yaşama kültürümüzü hedef almış bir ihanet girişimidir. Bunlarla ilgili bağımsız yargı karar verirken elbette bizler siyasiler olarak bu hain girişimi hayata geçirenlere yardım edenlere, milletimizin huzurunda hesap sormaya devam edeceğiz.” ifadelerini kullandı.

Görüşmelerin ardından HDP’nin önerisi kabul edilmedi.

Genel Kurulda, CHP’nin “orman yolları ve yangın emniyet yollarının durumunun incelenerek bu konuda alınması gereken tedbirlerin belirlenmesine” ilişkin önergesinin bugün görüşülmesi önerisi de ele alındı.

CHP Hatay Milletvekili Suzan Şahin, Orman Genel Müdürlüğünün verilerine göre, son iki yılda 4 bin 700 yangında 17 bin 824 hektar orman alanının kül olduğunu belirterek, Türkiye’de ormanların yüzde 57’sinin yangın riski yüksek alanlarda olduğunu kaydetti.

Yangınlara müdahale kadar, yangını önleyici mekanizmaları güçlendirmenin de önemli olduğuna işaret eden Şahin, yangın yönetim planları oluşturulmamasının, hasarın boyutunu arttırdığını kaydetti.

Hatay’da meydana gelen yangının çıkış nedenine ilişkin iddialara değinen Şahin, “Eğer Hatay’da yanan orman alanları ağaçlandırılmak yerine maden sahası olarak işletmeye veya imara açılırsa buna karar verenlerin, vatandaşlarımızın gözünde, ormanı yakan hainlerden hiçbir farkı olmayacaktır. Eğer bu felaket bir terör eylemiyse bu, Hatay gibi hassas ve kritik bir coğrafyada hükümetin zaafına işarettir. Tedbir ve istihbarat faaliyetleri sınıfta kalmıştır.” dedi.

HDP İstanbul Milletvekili Ali Kenanoğlu, HDP’nin ormanların yakılması, yaktırılması konusunda başından beri bu işi lanetlediğini belirterek, “Ormanları yakanlara, ormanları yaktıranlara, yakan, yakılan ormanları söndürmeyenlere, söndürmeye giden halkı engelleyenlere, yanan, yakılan ormanları imara açanlara lanet olsun.” diye konuştu.

AK Parti Osmaniye Milletvekili Mücahit Durmuşoğlu ise orman yangınlarını bilerek ve isteyerek çıkaran bölücü terör örgütlerini nefretle kınadıklarını söyledi. Ormanların her zaman AK Parti’nin kırmızı çizgisi olduğunu dile getiren Durmuşoğlu, “Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan liderliğinde, 57 yılda yapılan ağaçlandırmanın 1,5 katını son 18 yılda gerçekleştirdik. Bugüne kadar yanan ormanlarımızın 40 misli kadar alanı ağaçlandırdık.” dedi.

Durmuşoğlu, orman yangınlarıyla mücadele kapsamında yapılanları anlattı.

Görüşmelerin ardından CHP’nin önerisi kabul edilmedi.

Genel Kurulda, kamu mali yönetimi ve kontrolüne ilişkin kanun teklifinin görüşmelerine geçildi.

Kaynak: Anadolu Ajansı / Alper Atalay

yorumunuzu bırakın

Üst Mobilde Kullan
Mobilde Kullan